Ana Sayfaya Git

Cuk Oturdu...

Hüseyin ÖZGÜN

Cuk Oturdu...

Cuk Oturdu…

Aşağıda okuyacağınız yazı her ne kadar genel bir perspektif içeriyor olmakla birlikte Gümüşhane özelinde, son dönemde yaşanan olaylara yönelik bir bakış sergilemesi nedeniyle önem arzetmektedir. Yazı, toplumsal psikolojimizi analiz ederken; insan, şahsiyet ve iktidar üçgeninde ilimizde de yaşananlara ayna tutmaktadır. Şöyle ki;

Sürüngen olmak, bel omursuz yaşamak ve el-etek öpmek, bazı insanların kaderidir.

Bu türlerin temel davranış biçimleri tepedekilere tapmak, tabandakileri tepmektir.

Sırtına kene gibi yapıştıklarının; tetikçisi, yağcısı ve yağdanlığı olmaktır.

Bunlar eğer gazeteci ise kendilerinin bile inanmadıklarını yazarlar. Siyasetçi iseler özgün değillerdir.

Lidere endeksli olarak toplu sever, toplu nefret ederler.

İktidar açlığı olanların dönemin ruhuna uygun olarak konjonktürel kimlik edinmeleri bundandır.

İktidar putu karşısında, özgür ve özgün insan olabilmek çok zordur.

Bu tür insanlar için, Korkunç İvan'ın dediği gibi iktidar tanrıdır. "İktidara karşı gelmiş olanlar Tanrı'ya karşı gelmiş olur; Tanrı'ya karşı gelense, kâfirdir. Bu da günahların en büyüğüdür.   Bu sözler bütün iktidarlar için doğrudur,  kan ve savaşla elde edilenler için bile."

Kölelik bir takım insanlara ya da otoriteye bağlı olmak değil; bireyin kendi güdüleri, ihtiyaçları ve saplantıları karşısında bağımsız kalamamasıdır.

İnsanlar otoriteye kendi karşı koyamadığı saplantıları yüzünden tabi olurlar.

İhtiyaç,  güdü ve arzusu karşısında özgür kalabilen kişi kendi inançlarının dışında; her hangi bir unsura bağlı olmayı reddederler.

Sistemle sözleşme yapmak!

İrade koyma yeteneğini iktidara teslim etmek, sistemle sözleşme yapmanın ilk şartıdır.

Şahsiyetli olmaktan çıkıp, bireyselliği terk edip kemiyet haline gelmekle, otoriteye verilmesi mümkün olan en büyük bahşiş verilmiş olur.

Bürokratik tarzda yapılan bu sözleşme yabancılaşmayı doğurur: Birey, kendi benliğinden ve doğadan ayrılarak yapmacık bir dünyaya herhangi bir külte -ki bu kült; bürokratik devlet, lider, patron, yönetici olabilir,- teslim olarak kendi özünü, erkini, yaratıcılığını, farklılığını dışlayıp kendisine yabancılaşır.

Böyle bir bireyin şahsiyeti yoktur. Artık onun için ideal ve amaç yoktur. Efendisinin amacının aracı olmak vardır.

O kendi aleyhine alışkanlık kazanmış bir başkasıdır.

Onun bir kral soytarısı, yönetim dalkavuğu veya efendinin uşağı olması bu gerçeği değiştirmez. Şahsiyetin kalite göstergesi!

Bireyin kendi kaderi, işi ve hayatı üzerinde egemen olma duygusunun yüksekliği aynı zamanda onun şahsiyetinin derecesini de gösterir.

Hiçbir önemli sürece katılmayan, kovada taşınan kum taneleri gibi bir grubun, pasif, hareketsiz üyeliğini kabul etmiş olan bireyde şahsiyetin gelişmesi söz konusu olmaz.

Örs yerine çekiçliği, diş yerine otluğu, yöneten yerine yönetilen olmayı peşinen kabul eden bireyin bir sayıdan farkı yoktur.

Pasifliği, seyirci kalmayı, etliye sütlüye karışmamayı ilke edinen bir şahsın kendi kapasite, yetenek ve değerinin bilincine varması söz konusu olmaz.

Birinin adamı olmaktan çıkmak!

Herhangi bir grubun üyelerini şahsiyet olmaktan çıkaran en önemli faktörlerin başında adamcıl bir tavır takınmak gelmektedir.

Liderler, yöneticiler, patronlar, ağalar ya da bürokratlar şahsiyet sahiplerini aramak yerine kendilerine kayıtsız şartsız tabi olacakları tercih ederler.

Onlar düşünce ve uygulamalarını her şart altında destekleyecek, acınacak derecede kör bir sadakatle kendisine bağlı kalacak insanlarla etraflarını doldururlar.

Bu türden insanlar; liyakat yerine ahmakça sadakati, üretmek yerine tüketmeyi, emretmek yerine emir almayı tercih ederler.

Adam olmak için önce birilerinin adamı olmayı reddetmek gerekir.

Az düşün, az konuş, az üret!

Günümüzde ideolojiler, dinler, siyasi görüşler, doktrinler, liyakatler ya da üstün ahlak anlayışları esas alınarak insanlara değer atfedilmemekte; liderler etraflarını kendilerine her şart altında bağlı ve itirazsız itaat edecek kişilerle doldurmaktadır.

Birey ne kadar az kişilik sahibi olur, az düşünür, az fikir üretir, az itiraz ederse mütegallibe karşısında saygınlığı o kadar fazlalaşır.

Yazının son bölümü ise daha bir dikkate değerdir. Bu noktada kaçınılmaz sona vurgu yapılır ve eninde sonunda kendi benliğini kaybeden insanın karşılaşacağı acı gerçek bir cümle ile apaçık ortaya konar.

“Mütegallibenin hem övgüsü hem de sövgüsü sahtedir!”

Yukarıda yer verdiğimiz yazı Gümüşhane’mizin nevi şahsına münhasır kişiliklerinden biri olan Prof. Dr. Özcan Yeniçeri hocamızın 8 Temmuz 2017 Cumartesi günü Kuşakkaya Gazetesi’nde yer alan “İnsan, şahsiyet ve iktidar” adlı köşe yazısıdır.

Her ne kadar benim şahsımda Gümüşkoza’ya ve tüm basın camiasına(-ki başkaları olmasa da ben öyle düşünüyorum)yapılan saldırıya yönelik bir yazı olarak kaleme alınmamış olsa da yayınlandığı gün itibari ile gazetenin manşetine cevap niteliği taşımış ve başlıkta belirttiğim gibi “Cuk” oturmuştur.

Ağzına, Yüreğine ve kalemine sağlık Özcan Yeniçeri hocam…

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Sisli
EN YÜKSEK
9 °C
EN DÜŞÜK
-3 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et