Ana Sayfaya Git

İMANLI İNSAN ŞERRE FREN, HAYRA MOTORDUR

Geylani Akan

İMANLI İNSAN ŞERRE FREN, HAYRA MOTORDUR

İMANLI İNSAN

ŞERRE FREN, HAYRA MOTORDUR

 

Haziran ayının son cuması, aynı zamanda Recep ayının da son günüydü. Yani o kadar önemli bir zamandı ki, dakikasını boşa verdiğinizde ilerde çok üzüleceğiniz kıymetli anlardı.

Hastaneye gitmek için otobüs durağında beklerken sevdiğim bir arkadaş yanıma geldi. Hal-hatır ettik, fakat yüz hatlarında bir değişiklik gördüm. İçimden bir ses, “yoksa bu arkadaş namazı mı bıraktı?” diyordu.

Kendi kendime “suizan etme, zanlarında her zaman mutlaka yanılıyorsun” diyerek arkadaşla sohbet etmeye başladım.

Neler yaptığını, emekliliğin nasıl gittiğini sorduğumda:

“Sorma, ne ile meşgul olduğumu söylersem moralin bozulur, bana kızarsın” dedi. Beni meraklandırmıştı:

“Nedir meşguliyetin?”

Biraz zorlandı, fakat sonunda:

“Meyhanede çalışıyorum” dedi.

Keşke duymasaydım.

“Sen zaten sigortadan emeklisin. Çocuğun büyümüş, geçinemeyecek bir durumun da yok. Öyle bir yerde çalışmaya seni mecbur eden ne? Sen namaz kılan bir insandın, şimdi bu işi nasıl yapıyorsun?” diye sordum.

“Bazen bodrumda kılıyorum” cevabını verdi.

“Bazen mi? Namaz bazen mi kılınır? Hem o pis yerde Allah’ın huzura nasıl duruyorsun? Fatiha okurken neler dediğinden haberin olsa mutlaka kendine gülersin. Namaz Allah(c.c.)’ın dediği zaman kılınır. Sen beni bayağı şaşırttın. Terbiyem müsaade etmiyor ama söylemek zorundayım; hiç idrarla abdest alınır mı? Bilmiyorum, o pisliğin içinde namaz kılmanı sana izah için başka kelime de bulamıyorum.”

Benim Müslüman bir kardeşimin haram işlemesine karşı duyduğum üzüntümün kim bilir kaç katını “ümmetîümmetî!” diyen Allah Resulü duyuyordur. Çünkü O hadisinde, “içkiye, onu içene, sunana, satana, satın alana, sıkana ve sıktırana, taşıyana, kendine götürülene ve parasını yiyene” lanet ediyordu.

Arkadaşım ile konuşurken karşımızda olan büfeyi göstererek:

“Şuranın sahibi görünmüyor, acaba nereye gitti?” diye sordum. Arkadaşım biraz duraksadı.

“Şey, ölmüş” dedi.

“Nasıl ölmüş?”

“İçki satarken.”

“Arkada kalan eşine, çocuklarına ne bırakmış?”

“Bırakacak bir şeyi kalmamış, bütün malına bankalar el koymuş. Bırakacak bir şeyi olmaz mı, bütün çocuklarına yetecek kadar borç, arkasından da kendisine lanet edecek evlatlar, torunlar bırakmış.”

“Onun borçlarını ödeyenler herhalde onu rahmetle anacak değillerdir. Şöyle bir düşünür müsün arkasından Fatiha okuyacak kaç kişi çıkar?”

Konuşurken çok kızmış olmalıyım ki ona:

“Eğer çalıştığın o yerde ölsen, bırak arkandan Fatiha okumayı, cenaze namazına dahi gelmem” demem üzerine arkadaşın aniden yüz hatları değişti, başını yere doğru eğdi ve düşünmeye başladı.

“Kusura bakma!” diyerek devam ettim, “şöyle bir hayal et. Şu Bursa’ya Hz. Resulullah gelse ve ümmetinden birisi olarak seni ziyaret etmek istese, nasıl gelecek seni görmeye?

Bize ne oldu böyle, morfinlenmiş hasta gibi olduk. İyi ile kötüyü ayıramayacak hale geldik.

İlaç almaya gidiyoruz, eczanenin önünde iki metre boyunda müstehcen resim bulunuyor fakat biz bunun ne anlama geldiğini hiçbir şekilde sorgulamıyoruz. Niçin bu resimleri böyle yerlere koyarlar? Hiç önemi yoksa neden koyulur bu resimler?  Müslüman olan insanların orada çalışanlara, ‘bu resimleri neden bu müesseselerin önüne asıyorsun?’ deme hakkı yok mu!

İç çamaşırı alanlar, evlerine getirdikleri müstehcen resimlerden haberdar mı? Ne acı ki bazı cemaat mensubu olduğunu zannedenlerin bile böyle çirkin resimli çamaşırları sattıklarına şahit olmaktayız. Bir şey söylediğinizde aldığınız cevap da genelde aynıdır, ‘bu dediğiniz, firmanın kabahati; bizim değil’. Eğer ahirette de cevap böyle olursa ‘yandı gülüm keten helva’...

Böyle şeyleri küçük görmemeliyiz. Büyük yangınlar mutlaka küçük kıvılcımlardan çıkar. Tesettürlü annelerin yanındaki kızların kıyafetine bakılırsa bu işlerin küçük mü yoksa büyük mü olduğu daha iyi anlaşılır.”

Kısa zaman içinde çok şey söylemiş, sanki sırtımda ağır bir yük varmış gibi terlemiştim. Allah hiçbir emeği zayi eder mi? Arkadaşın ağzından çıkan bir cümle tüm yorgunluğumu götürmüştü:

“Ağabey bana müsaade edersen eve gitmek istiyorum. Şimdi telefon edip çalıştığım yerden ayrılacağım. Allah şahit olsun, bir daha o pislik yuvalarından içeri adım atmayacağım.”

Arkadaşın boynuna sarıldım:

“İşte budur Müslüman! Müslüman dediğin hakkı duyar ve hemen doğruya uyar. Çünkü imanlı insanın görevi dünyayı imar etmek yani “şerre fren, hayra motor” olmaktır.”

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Mevzi Sağanak
EN YÜKSEK
17 °C
EN DÜŞÜK
5 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et