Ana Sayfaya Git

İMAN ETMESİNE VESİLE OLDUM, FAKAT İSLAM'I ONDAN ÖĞRENDİM

Geylani Akan

İMAN ETMESİNE VESİLE OLDUM, FAKAT İSLAM'I ONDAN ÖĞRENDİM

İMAN ETMESİNE VESİLE OLDUM,

FAKAT İSLAM’I ONDAN ÖĞRENDİM

Hayret ki, ne hayret!...

Yabancı uyruklu bir Müslüman diyor ki:

"İşyerinde çalışırken içki içmeyen Ahmet'ten çok etkilendim. İşe girerken mertçe ve açıksözlü bir şekilde “ben Müslümanım” demesi hoşuma gitmişti. Bir gün Ahmet yemek masasından bir şey yemeden kalkmıştı. İyi, yardımsever bir insan olan Ahmet'in yemek yememesine çok üzülmüştüm.

Koştum, yanına gittim:

"Ahmet hasta mısın, neden yemek yemedin?" diye sordum.

"Hayır hasta değilim, fakat ben Müslümanım; o yemekteki etleri yemek bizim inancımıza göre haram."

Doğrusu çok şaşırmıştım. “Haram” ne demekti ve et neden haram olsundu ki? “İslam ne garip bir dinmiş, böyle bir dini insanlar niçin kabulleniyorlar?" diye kendi kendime sormaya başladım. Merakımı gidermek için Ahmet'ten bir kitap istedim.

Kitabı aldım, önce yazarının hayatını okumak istedim, fakat kitabın yazarı yoktu. Tekrar Ahmet'in yanına gittim:

"Bu nasıl kitap, yazarının ismini yazmamışlar?" dedim.

"O kitabın yazarının isminin yazılmadığı hiçbir zerre yok, fakat sen okuyamamışsın."

"Ahmet ne diyorsun, senin konuşmalarından hiçbir şey anlamıyorum?"

"Beni anlasan ne olur, anlamasan ne? Sen daha hayatı, kendi yaradılış gayeni anlamamışsın. Her şeyden önce sana verdiğim şu kitabı oku, sonra tartışmaya devam ederiz."

Ahmet'in söyledikleri aklıma yatmamıştı, fakat onun onurlu bir duruşu vardı ve ben bunu biliyordum. İşe gireceği gün patrona:

"Benim bazı özel hallerim var, onları kabul ederseniz sizinle çalışırım" demişti.

İşveren ile işçi arasında geçen böyle bir söyleşiye hiç alışık olmadığımızdan bu benim çok hoşuma gitmişti.

Ahmet'in verdiği kitabı okudukça içimde bir şeyler olmaya başlamıştı. Günden güne hem kitaba hem de Ahmet'e karşı sevgim arttı. Bir gece okurken öyle dalmıştım ki sabaha kadar elimdeki kitabı okumuştum. Artık gördüğüm rüyalar değişmeye başlamıştı. Aileme durumu anlattım, herkes bana karşı çıktı.

"Hemen o kitabı kaldır at elinden!" demeye başladılar.

Fakat ne mümkün, çocuğun ağzından annenin memesini atması kolay mı? Neticede okumaya devam ettim. Yıllarca okudum, araştırdım ve artık Müslüman olmaya karar verdim.

Müslüman olmamın gecikmesinin nedeni ise “Ahmet'in eşinin başının açık olması, hanımının erkekler ile tokalaşması, Ahmet'in sabah namazında camiye gitmemesi...” gibi Ahmet’in ailesinde gördüğüm İslam’a uymayan hareketlerdi.

İman ettikten sonra Ahmet'in İslam’ı iyi bilmediğini anladım. Çünkü Ahmet, zahmet çekmeden Müslüman olmuştu. Domuz eti yemiyor, fakat ondan daha kötü olan banka kredisini rahatça alıyordu.

İçki içmiyor ama zekâtına dikkat etmiyordu. İşe girerken Müslüman olduğunu, namaz kılacağını patrona söylemesi güzeldi; fakat işindeki ciddiyeti sıfırdı. Örneğin akşam izlediği maçın tartışmasını iş saatinde rahatça yapıyordu. Hâlbuki Müslüman hassas olmalı, işverenin bir dakikasını bile boşa harcamamalıydı.

Neticede iman etmeye karar verdim, Ahmet’i de imanıma şahit tuttum. Aylar geçtikçe de İslam’ı daha iyi öğreniyordum. Öyle bir zaman geldi ki, Ahmet benim Müslüman olduğuma pişman olacak hale geldi.

Çünkü onun İslam’a uymayan hallerini gördüğümde hemen ikaz ediyordum. Mesela maç izlemeye giderken benden gizli giderdi. Bir seferinde "sen futbolu ilahlaştırmışsın da haberin yok" dediğimde, iki gün benimle konuşmamıştı.

Ona zamanın kıymetini anlattım:

"90 dakika maç izlerken bir defa olsun ‘Allah’ demediğini, maçtan sonra boşu boşuna üzüldüğünü veya sevindiğini mahşer günü nasıl izah edeceksin?"

"Maçı zamanında izlemek için kaç defa namaz kaçırdın?"

"90 dakika maç izledin, o koca gün boyunca elini Kur'an'a sürmeden yatağa yatarken nasıl oldu da rahat uyudun?"

Beraber Kur'an dersleri yapmaya, birlikte Arapça öğrenmeye ve fıkıh bilgimiz de günden güne artmaya başlayınca artık Ahmet ile daha samimi olmuştuk.

Bir gün tren istasyonunda Ahmet'e:

"İkindi oldu, çantandan seccadeni çıkar namazımızı kılalım" dediğimde,

"Acele etme, gittiğimiz yerde kılarız" dedi.

"Gideceğimize garantin var mı? Hem niçin burada kılmıyorsun ki, kimden korkuyorsun? Boş ver kim ne derse desin. Unutma ki, “kul korkusu çekenler kul olamazlar”. Müslüman şehadet özlemi ile yaşayandır. Hakir görülsem ne olur, takdir edilsem ne olur; Rabbimin takdirini bozmaya kimin gücü yeter?..."

Ahmet arkaya geçti müezzin oldu, ben de imam oldum ikindi namazını kıldık. Duadan sonra Ahmet boynuma sarıldı,

"Senin iman etmene ben vesile oldum, benim İslam’ı öğrenmeme ise sen..." dedi.

Bizi kulluğuna kabul eden Rabbimize sonsuz hamdolsun.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
EN YÜKSEK
23 °C
EN DÜŞÜK
15 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et