Ana Sayfaya Git

Artabel'in kayıp kahramanları

Hüseyin ÖZGÜN

Artabel'in kayıp kahramanları

Artabel’in kayıp kahramanları

Gümüşhane’nin Torul ilçesi sınırlarında yer alan Artabel Gölleri Tabiat Parkı; sadece doğal güzellikleri, buzul gölleri, eşsiz florası veya canlı hayvan müzesi olma özelliği ile değil; Çanakkale Destanını aratmayacak kahramanlıklar ile dolu tarihi geçmişi ile de saygıyı hak ediyor.

Bu saygının bir ifadesi olarak yıllar önce Gümüşhane’de bir grup gazeteci bölgenin en yüksek zirvelerinin tarihi geçmişine ait sırları gün yüzüne çıkartmak, unutulan kahramanlara bir nebze olsun dikkat çekmek için harekete geçer.

Bu hareket ilk başlarda şehrin yöneticilerini heyecanlandırır ve bu kahramanlığın izlerini sürmek, savaş bulgularına ulaşmak için oluşturulan komisyon bir umutla yola koyulur. Gazetecilerin eşliğinde bölgeye giden komisyon, saha çalışması yapar ve köyün yaşlılarını dinler.

Yaklaşık 5 saat boyunca gazeteciler tarafından tespiti yapılan 3 bin 136 metre rakımlı bölgeye ulaşmak için tırmanış gerçekleştiren komisyon üyeleri, önce Ahtabur Gölü'nün sırtlarında bulunan şehit mezarına ulaşır. Burada yapılan çalışmada insan kafatası ve kemiklerini gören heyet üyeleri daha sonra mezarlığın hemen üzerinde yer alan siperlerin bulunduğu bölgeyi inceler.

Osmanlı-Rus savaşından kalma çok sayıda siper, karargah ve diğer binaların kalıntılarına rastlayan komisyon üyeleri buraların tamamının GPS ile koordinatlarını alarak fotoğraf ve Video kamera kaydını da gerçekleştirir.

Buradaki çalışmaları tamamlayan komisyon üyeleri daha sonra Gülaçar köyü yaylasına inerek burada çok sayıda insan kafatası ve kemik bulunduğu ifade edilen Hastane kalıntılarında da incelemelerde bulunur.

Büyük umutlarla başlayan bu girişim de; birkaç yazışma, birkaç özlü söz ve sonuca varmayan vaatler ile birlikte ilgisizliğin, vurdumduymazlığın ve eksik aidiyet duygusunun tozlu raflarına kaldırılır. Kahramanlar için heyecanla yola çıkılan bu girişim, yine bir avuç Artabel sevdalısı ve birkaç gazetecinin hafızalarında kalmaktan ileri gidemez.

Ve bir köşe yazısına hapsolur kalır. Belki bir gün bir deli, hadi olmadı bir veli ya da vali tarafından kahramanlar hatırlanır diye.

Artabel’in kayıp mezarları

Yüz yıllık bir kayıp mezar topluluğunu arıyoruz. Halk arasında varlığı konuşulan, yetkililer tarafından ise kanıt istenen şehit mezarlarını bulmayı umut ediyoruz. Dünyanın en büyük kurtuluş mücadelesinin Anadolu’ya yayılmış öykülerinden birini gün yüzüne çıkartmak istiyoruz.

Artabel incileri; Ahtabur Gölü, Dipsiz Göl, Öküz yolları ve tarihe tanıklık etmiş 3333 metrelik Abdal Musa Tepesi. Kocaman bir orkestranın birkaç üyesi sadece. Rüzgarın üflemeli çalgılar görevini üstlendiği, çağlayanların ise yaylı enstrüman olduğu bu coğrafyada koro, yüksek tepelerden ve medeniyet öncesinden kalma buzul göletlerinden oluşuyor.

Bu eski topraklar, asırlar boyu insan varlığına alışık olmamış, yaz aylarında bölgenin zengin florasını hayvanları için besin kaynağı yapan birkaç çobana, yaban keçilerine ve bölgenin asıl sahibi kar kütlelerine ve sert esen rüzgârlara ev sahipliği yapmış.

Artabel ve içerisinde bulunduğu coğrafya, Osmanlı- Rus savaşı sırasında askeri mücadele ile birlikte, zorlu doğa koşullarına rağmen hayatta kalma mücadelesine de sahne olmuş.

Yola koyuluyoruz, bir heyecan ve bin umutla. Elimizde Milli Savunma Bakanlığından edindiğimiz kurtuluş mücadelesinin bölgede yapılmış savaşlara ait krokileri var. Tabii ihtiyar köylülerin özgürlük mücadelesine ait, çokta örtüşmeyen ifadeleri ile birlikte. En büyük sorunumuz ise efsaneler ve gerçeklerin iç içe girmiş hali.

Duyumsuz tabiat güzelliklerini selamlıyoruz, hayretler içerisindeyiz. Dilimiz tutuluyor, her bir taşına anlamalar yükleyip, yaşanan acıları yüreğimizde hissetmeye çalışıyoruz.

Neydi, bu insanları bu zor koşullarda karşı karşıya getiren?

Ne yapabildik; Ah Tabur Gölü’nün hikâyesini dilden dile aktarmaktan başka?

Yoksa Çanakkale’de canını, kanını, varlığını bu cennet vatana kurban eden Mehmetçik’ten daha mı az “Kahraman” Artabel’in toprağında yatanlar.

İki satırlık bir resmi yazı yazmak veya unutulmadıklarını gösteren bir anıt yapmak bu kadar mı zor?

Kâğıdınız, taşlarınız bu kadar mı değerli?

Çok yoğunsunuz da, “Kınalı Kuzular” için harcayacak mesainiz mi yok?

Bürokratik işlemlerin zalim çarkına kurban edilen cılız girişimlerimizin sonuç vermeyeceği aşikâr. Yapacak bir şey yok. Bende size uyuyorum. Ah Tabur Gölü’nün kısa hikâyesi ile bitiriyorum:

“O dönemlerde Gümüşhane’nin Rusların işgaline uğraması üzerine devlet buraya bir tabur asker gönderir. Gece yürüyüşü sırasında gölün üst kısmından geçen askerler yamaçtan düşüp boğulur. Sabahleyin olayı duyan tabur komutanı gölün yüzeyindeki asker şapkalarını gördüğünde çok üzülür ve ‘Ah tabur, ah tabur!’ diye söylenerek ağlar. Komutanın bu sözleri gölün ismi haline gelir.”

Şunu da unutmayın.

“Bu vatan, toprağın kara bağrında

Sıradağlar gibi duranlarındır;

Bir tarih boyunca, onun uğrunda

Kendini tarihe verenlerindir...”

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
EN YÜKSEK
25 °C
EN DÜŞÜK
14 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et