Ana Sayfaya Git

ANNE BABAYA DEĞER VERMEK Mİ, YOKSA ONLARIN DEĞERİNİ BİLMEK Mİ?

Geylani Akan

ANNE BABAYA DEĞER VERMEK Mİ, YOKSA ONLARIN DEĞERİNİ BİLMEK Mİ?

 

ANNE BABAYA DEĞER VERMEK Mİ,

YOKSA ONLARIN DEĞERİNİ BİLMEK Mİ?

 

 

Anne babasına iyi davranan insanları gördüğümüzde hemen şöyle diyoruz:

“Helal olsun şu Ahmet’e veya Ayşe’ye, annesine babasına çok güzel hizmet ediyor, onlara nasıl da değer veriyor.”

Hâlbuki evlatlar anne-babaya değer vermez, olsa olsa onların değerlerini anlamış olur. Çünkü anne-babaya değeri Yaratan vermiştir. İsraSûresi 23. ve 24. âyetleri okuduğumuzda görüyoruz ki Allah(c.c.), insanlara ibâdet yapmalarını emretmesinin hemen devamında anne-babaya iyi davranmayı emrediyor ve “ikisi veya bir tanesi sizin yanınızda ihtiyarlarsa onlara öf bile demeyin” diyor.

Türkçemizde “öf” kelimesinden daha hafif bir kelime var mıdır acaba? İnanın saatlerce düşündüm. İnsanların anne-babalarına karşı kullandıkları cümleler, onlarla konuşurken elleri, yüz hatları ile yaptıkları tavırlar gözümün önüne geldi. Onlara karşı yapılan tüm hoş olmayan hareketlerden sonra anne-babanın ölümü sonrası tabutun başında “annem, babam” diye ağlamanın veya mezar taşını “mermer mi yoksa demir mi yaptıralım?” diye düşünmenin ne kadar komik olduğunu gördüm.

Şair de anne-babayla alakalı şiirinde şöyle demiş:

“Ana babaya öf demek yoktur

Niçin ki onların hakkı pek çoktur?

Sen çocukken onun uykusu yoktu

Hem ne emeklerle buldun meydanı

 

Yemedi içmedi seni yedirdi

Aman evladım belki üşüdü

Soğuk geceleri kalkıp emzirdi

Bunları düşün de incitme onu

 

Anaya babaya çok hürmet eyle

Kalbi kırılmasın pek dikkat eyle

Elinden geldiği hizmeti eyle

Onların duası değer cihanı

 

Ana baba kimden olmasa razı

İster şehid ol ister gazi

“Cennete giremez” der, Fahri Razi

Baba bedduası yıkar insanı

 

Bazı cezalar var dünyada çeker

Ahirete kalan, o daha beter

Ana baba kime beddua eder

Dünya, ahiret de onun zindanı”

             (Hafız Edhem)

 

Bizler çocuk yaştayken Kur’an terbiyesiyle büyümüş olsaydık anne-babaya hizmet etmenin, onlara iyi davranmanın bizim iyi insan olmamızdan kaynaklanmadığını idrak etmiş olurduk.

“Peki neyden kaynaklanmaktadır?” derseniz derim ki,

“İyi bir kul olmamızdan yani Allah(c.c.)’ın kitabını iyi anlamamızdan kaynaklanır. Yoksa günde beş vakit namaz kılacak, yaz aylarında 16-17 saat aç kalıp oruç tutacak, hem maddi hem de manevi birçok zorluklarla mücadele edip hacca gideceksin, ondan sonra da eve gelince annene ve babana karşı uygun olmayan davranışlar sergileyeceksin, bu mümkün mü?”

Bir amir memuruna bir şey söylerken memur amirinin gözünün içine bakar, “aman hata yapmayayım, sonra söylediklerini iyi anlayamazsam fırça yerim” düşüncesiyle…

Bir patron işçisine “buraya gel veya şuraya git” dediği zaman işçi hemen nasıl gider veya “şunları şunları yap” dediğinde patronun bu emirlerine karşı işçisinin alacağı tavrı bir hayal edin.

Bir komutan askerine emir verdiğinde, askerin o andaki duruşunu, hareketlerini bir düşünün; bir de 9 ay onu karnında taşıyarak ne zorluklarla dünyaya getiren annesinin sözlerine karşı o kişinin takındığı tavırları… Çocuk anne karnında iken annenin çektiği zorlukları ve çocuğun dünyaya gelmesi esnasında annesindeki sancıları Allah(c.c.) Kur’an’da âyet yapmış. Bütün bunlara rağmen evlatlar anne-babası konuşurken tenezzül edip yüzlerine bile bakmıyor, onlara diplomalarına göre değer veriyorlar.

Zavallı anne-babadan bir tanesi ölünce geride kalan da canlı cenaze haline geliyor, bundan sonra artık ağzına mühür vurulmuşçasına konuşmasını kısıtlıyor. Garibim evlattan evlada gidiyor, neticede merhamet eden olursa onun şemsiyesi altında garip kuşlar gibi bekliyor. Koklayarak büyüttükleri onun kokusundan hoşlanmaz oluyorlar. Bunların hepsinin bir tane nedeni var, o da Kur’an’ı anlamadan kabul etmiş olmamız. Onu okuyarak, hatim ederek sevap kazanacağımızı düşünüyoruz, fakat okuduklarımızın manasından ise maalesef bihaberiz. Bütün bunlara rağmen yolun neresinden dönsek kardır.

Bu arada “öf” kelimesi ile alakalı olarak bir müfessirin yapmış olduğu açıklamayı da buraya aktarmak istiyorum:

“Anneniz babanız sizin yanınızdayken hasta olsa ve günlerce hasta yatağında yatsa, hatta yanları delinecek hale bile gelse, o zor durumlarında idrarlı ıslak çamaşırlarını altlarından alırken sakın ha burnunuzu tutarak “öf” demeyin. Çünkü annenin babanın hakkını bir evladın ödeyebilmesi mümkün değildir.”

Şimdi hep birlikte İsraSûresi 23. ve 24. âyetlerinmeâlini  okuyalım ve düşünmeye başlayalım. Düşündükçe ufkumuzun açıldığını göreceğiz.

“Rabbin, kendisinden başkasına asla ibadet etmemenizi, anaya babaya iyi davranmanızı kesin olarak emretti. Eğer onlardan biri, ya da her ikisi senin yanında ihtiyarlık çağına ulaşırsa, sakın onlara “öf!” bile deme; onları azarlama; onlara tatlı ve güzel söz söyle.” (İsraSûresi, âyet 23)

“Onlara merhamet ederek tevazu kanadını indir ve de ki: ‘Rabbim! Tıpkı beni küçükken koruyup yetiştirdikleri gibi sen de onlara acı’.”(İsraSûresi, âyet 24)

     Selamlarımla.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Karla Karışık Yağmur
EN YÜKSEK
7 °C
EN DÜŞÜK
2 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et