Ana Sayfaya Git

ÂŞIK REYHANİ'YE BİRKAÇ SUAL SORMUŞTUM

Geylani Akan

ÂŞIK REYHANİ'YE BİRKAÇ SUAL SORMUŞTUM

ÂŞIK REYHANİYE BİRKAÇ SUAL SORMUŞTUM

 

Bizim çocukluğumuzda şimdiki gibi bırakın interneti, televizyon, hatta teyp bile yoktu. Almanya’dan gelen bir akrabamın evinde ilk defa bir teyp gördüğümde çok şaşırmıştım. Bununla alakalı olarak küçük bir hatıramı buraya aktarmak istiyorum:

Şimdi ilçe olan memleketimiz Köse o zaman nahiye idi. Koskoca nahiyede bir tane Kur’an Kursu yoktu maalesef. Çocuğunuza Kur’an öğretmek o kadar kolay değildi. Ancak özverili bazı insanlar evlerinde bir şeyler öğretmeye çalışırlardı. İşte o değerlerden birisi de rahmetli Durmuş Hoca idi.

İlk gördüğüm teybi dinlediğimizde, teypte duyduğumuz ilk ses Durmuş Hoca’nın sesiydi, bugün gibi hatırlıyorum. Rahmetli para üzerine birkaç kıta şiir okumuştu. 

O zaman radyolarda en çok dinlenilen kişiler meşhur halk ozanlarıydı. Bunların en başta gelenleri de Reyhani, Çobanoğlu idi. Onları plaklardan dinlerdik, şahsen görüp tanışma imkânımız yoktu tabi ki.

Yıllar sonra Rize’de görev yaptığım zaman, Âşık Reyhani bir programa davet edilmişti. Gıyaben şahsına karşı büyük muhabbetim vardı, bu yüzden kendisi ile tanışmayı çok arzuluyordum. Programın yapıldığı salona gittim, kendisi ile kısa bir tanışmamızdan sonra:

“Yarın müsaitseniz sizi Rize Kalesi’ne çıkarmak istiyorum” dediğimde çok memnun olmuştu.

Ertesi gün beraber Rize Kalesi’ne çıktık. Güzel bir sohbetimiz olmuştu. İmanlı bir insandı, tanıdıktan sonra onu daha çok sevmiştim.

Rahmetli Turgut Özal Cumhurbaşkanı olduğu zaman, Türkiye’de bulunan halk ozanlarını Çankaya Köşküne davet etmiş. Davetiyede bir not varmış, “herkes smokin elbiseli olacak” diye. Reyhani Baba diyor ki:

‘Sazımı omuzuma aldım, doğru Çankaya’nın yolunu tuttum.

Rahmetli Özal ile karşılaştığımızda aramızda şöyle bir diyalog geçti:

“Aşık sen nerelisin?”

“Erzurumluyum.”

“Davetiyeyi okumadın mı?”

“Okudum sayın Cumhurbaşkanım.”

“Neden bu elbise ile geldin?”

“Efendim, benim bir takım elbisem vardı, başka elbisem yoktu, onun için bu elbise ile geldim” deyince beraberce gülüştük.’

Reyhani Baba’ya:

“Yazdıklarınızı, söylediklerinizi çocukluğumuzda ezberler, bazen biz de söylerdik. Fakat bazı söylediklerinizi de tenkit ettiğim olmuştur. Mesela bir türkünüzde şöyle demişsiniz:

“Varlığıma agâh olmak isterim

Geçtiğim yerleri görmek isterim

Gerçek bir Reyhani kalmak isterim

Zaman beni geri döndür bir daha”

Neden böyle söylediniz? “Zaman beni geri döndür” yerine, “Mevlâm beni geri döndür” deseydiniz daha hoş olmaz mıydı?”

Reyhani Baba tebessüm etti:

“Allah(c.c.) kimi geri döndürmüş ki beni de döndürsün. Olmayacak dua Yaratan’dan istenir mi?”

Verdiği cevaba hayran olmuştum, tam Reyhanice bir cevap olmuştu.

Sohbetimizin bir bölümünde:

“Şu televizyonlar bu necip milletin evlatlarını bozdu” dediğimde, Reyhani Baba itiraz ederek:

“Televizyonlar bozmadı, bozukları meydana çıkardı” demişti.

Ömrünün son yıllarında Erzurum’dan Bursa’ya göçmüştü. Bursa’da da onu birkaç defa evinde ziyaret etme imkânım oldu. Sakal bırakmıştı. Ciddi hastalıkları vardı. “Artık elimi saza sürmüyorum” diyor, imanlı ölmek için çok dua ediyordu.

“Bizim cenazemiz kalabalık olmaz, çünkü biz Allah’ın bize verdiği sesi para ile sattık” diyerek yakınıyordu.

Onun son zamanlarını görünce, hayatın pişmanlıklarla dolu olduğunu daha iyi anladım. Fakat imkânlar elden gitmeden uyananlar, kazananlardan olmuşlar. Örneğin Bayburtlu Hicrani Baba belli bir zaman sonra sazını bırakmış, fakat insanları uyarmadan da vazgeçmemiş. Bakın bir dörtlüğünde ne demiş:

“Hicrani’yi uyandırdın sen erken

Müminler divanda “illa” der iken

Nere baksam varlığın var bir iken

İlikte, damarda kan değil misin?”

Makamları cennet olsun, onlar gitti bizler de yoldayız. İnşallah bizleri de arkamızdan rahmetle ananlar olur. Reyhani Baba’nın son söyledikleri çok güzeldi:

“İlahi her şeyim bitti

Yalnız seni benden alma

Varlığım elimden gitti

Yalnız seni benden alma

 

Bu cümle cihan da senin

Hancı senin han da senin

Alacağın can da senin

Yalnız seni benden alma

 

Reyhani’ye sensin merak

Ey azim, adili mutlak

Evimi yak yuvamı yık

Yalnız seni benden alma”

 

Reyhani Baba Bursa’da bulunan mezar taşına da:

“Ey Reyhani hep isterdin dünyada han olmayı

Hiç aklına getirmezdin bir kabristan olmayı

İstemem efendim sensiz tahtta sultan olmayı

Kapında köle olmaya sen kabul eyle beni” diye yazdırtmış. Onun ve tüm geçmişlerimizin ruhu için bir Fatiha okuyalım.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
EN YÜKSEK
23 °C
EN DÜŞÜK
15 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et