Ana Sayfaya Git

Karı dırıltısından ölmek?

Hüseyin ÖZGÜN

Karı dırıltısından ölmek?

Karı dırıltısından ölmek…

Bu gün bayram öncesi son yazımızı kaleme alıyoruz. İşte bu sebeple hem bayramlık olsun, hem de latife olsun diye; düşündüren, düşündürdüğü kadar da güldüren bir haberi paylaşmak istedim.

Neden mi?

Önce haberi paylaşalım…

“Karı dırıltısından ölen Es-Seyyid Halil Ağa”

Merkez Efendi Mezarlığı’nda bulunan ilginç mezar taşı görenleri hem güldürüyor hem de düşündürüyor.

Osmanlı kültüründe mezar taşlarının ayrı bir önemi vardı. Şehrin en güzel yerlerine kurulan mezarlardaki bu taşlar, günümüzün aksine aynı zamanda bir “mesaj panosu” işlevi görüyordu. Osmanlı mezar taşlarına bakarak kişinin unvanı, mesleği, meşrebi, ölüm nedeni, cinsiyeti, evli mi bekâr mı gibi pek çok detayı anlamak mümkündü.

Tamamıyla mesaj verme kaygı güden bu taşlara en ilginç örneklerden biri herhalde “karı dırıltısından ölen Es-Seyyid Halil Ağa”nın mezar taşı olmalı. Karı dırıltısından öldüğünü vasiyet eden ve mezarına kazıtan Halil Ağa’nın mezar taşında aynen şu metin yazılı.  “El-Bâki Merhum ve mağfûr İla rahmeti Rabbihi’l-Gafur Karı dırıltısından vefat eden  Es-Seyyid Halil Ağa Ruhuna Fatiha Sene 1260 (1844).” Merkez Efendi Mezarlığı’nda bulunan bu ilginç mezar taşı görenleri hem güldürüyor hem de düşündürüyor.

Merhum Necmeddin Erbakan’ın mezarının 30 metre ilerisinde bulunan bu mezarın sahibi hakkında kayıtlara geçmiş sağlıklı bir bilgi yok. Halil Ağa’nın kim olduğu da tam olarak bilinmiyor. Fakat nesilden nesile Halil Ağa’nın talihsiz yaşamı hakkında anlatılan bir rivayet mevcut.  Rivayete göre, Halil Ağa, ilk eşinden zamanında çok çekmiştir ve ilk eşine göre daha güzel ve daha güler yüzlü bir kadınla evlenmiştir. Ancak evliliğin ilk ayları sonrasında “bu güler yüzlü kadın” gerçek yüzünü göstermiştir ve Halil Ağa’nın ilk eşiyle bitmek bilmez bir rekabete tutuşmuştur. Bizim zavallı Halil Ağa ne yapsın? Çaresiz iki kadına da katlanmak zorunda kalmıştır. Ama bir yere kadar…

İki kadın arasında kalan Halil Ağa en sonunda yataklara düşmüştür. Ecel, kapısını neredeyse çalmak üzeredir. Ağa, son anlarında bu iki kadından intikam almaya karar verir ve mahalle imamını yanına çağırtarak imamın kulağına vasiyetini fısıldar. Vasiyetin uygulanması konusunda da kendisinden yemin alır. İmam da yemin ettiği için çaresiz bu vasiyeti uygulamak zorunda kalır. Ağa’nın vasiyeti şuan Merkez Efendi Mezarlığı’nda hem orijinaliyle hem de günümüz Türkçesi’yle ziyaretçileri selamlıyor. Böylelikle Halil Ağa’nın hikâyesi de nesilden nesile ibretlik bir hikâye olarak aktarılmış oluyor. Halil Ağa gerçekten karı dırıltısından mı öldü bilinmez ama Osmanlı mezar taşları üzerlerinde nice hakikati barındırıyor.

Şimdi iki cümle ile maksadımızı da aktaralım…

Halen Gümüşhane’nin çeşitli yerlerinde ayakta durmaya çalışan mezar taşlarımız mevcut. Süleymaniye Mahallesinde, Seydibaba’da, Özen’de, Altınpınar’da, Kırgeriş’de, Köse’de ve daha birçok mezarlıkta bulunan mezar taşları sadece mekânın bir mezarlık olduğunu değil, geçmişin kültürel öğelerini de bu güne aktarıyor.

Hal böyle iken birçok mezar taşında bulunan mezar sahibi hakkında ki Osmanlıca yazıların Türkçeye çevrilmiş halleri eminim birçok ziyaretçinin ilgisini çekecektir. Böyle bir çalışma bizlerin de dâhil olduğu Osmanlıca bilmeyen bir neslin geçmişi ile bağ kurmasına vesile olacaktır. Osmanlıca kitaplardan, belgelerden vazgeçtik en azından atasının, ninesinin mezar taşını okuma bahtiyarlığına erecektir.

Kadir Geceniz de, Ramazan Bayramınız da mübarek olsun.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları

Gümüşhane Hava Durumu

Mevzi Sağanak
EN YÜKSEK
17 °C
EN DÜŞÜK
5 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et