Ana Sayfaya Git

Hamsili muhabbet

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Hamsili muhabbet

Hamsili muhabbet...

Alem: Animalia (Hayvanlar)
Şube: Chordata (Kordalılar)
Sınıf: Actinopterygii (Işınsal Yüzgeçliler)
Takım: Clupeiformes
Familya: Engraulidae
Cins: Engraulis
Yukarıdaki kelimelerden bir anlam çıkarmak için herhalde iyi bir biyoloji uzmanı olmak gerekli. Yukarıda saydıklarımız, bu kadar şecere hamsiyi anlatıyor. Kış aylarından çıktığımız şu günlerde yavaş yavaş balık tezgâhlarından ve sofralarımızdan çekilirken; yerini yaz aylarında tuzlanmış salamuraları sofralarımızı şenlendirecek. 
Bu ufacık hamsinin iki ülke arasında savaşa sebep olabileceği hiç aklınıza gelir miydi diyor tarihçiler. Ama geçmişte bu olmuş. 
Milattan önce 1. yüzyılda Anadolu'nun kuzeyinde Karadenizi elinde bulunduran Romalı General Lucullus ile Mitridates hanedanlığı birbirlerine karşı üstünlük savaşına girmişler. Ne için. Sofralarımızın baş tacı Hamsi için. General Lucullus rakibini yenmiş ve olay da böylece çözülmüş. Hamsi Lucullus'a kalmış. Generalimiz Giresun'dan getirttiği Kiraz ağaçlarını Roma'ya hediye yollamış. General, yani Lucullus aşırı derecede ihtişamlı hayata düşkünlüğü olduğu için bugünkü “Lüks” kelimesinin de kaynağı. General çok lüks sofraları ve âlemleri ile tanınmış.
Hamsi adı bazılarına göre Kolhis dili (Antik Gürcistan) kökenli olduğu söylenirken, bazılarıda Hamsi kelimesinin Farsça otuz boğum anlamına geldiğini söyler. Kılçığının 30 boğum olduğunu iddia ederler. Ama genel görüş Arapça olduğu şeklindedir. Osmanlılarda ocak ayına kadar süren Zemherinin ardından 50 gün süren hamsin dönemidir. İşte bu dönemde yakalanan bu küçük ama denizlerin cengâver, cevval balığı ismini buradan alır. Yani Arapça "50 gün" anlamındadır.

Sürüler halinde yaşayan, ömürleri 4 yıl kadar süren bu küçük balık bizler için çok değerlidir. Bilmiyorum General Lucullus gibi bizlerde uğruna savaşırmıyız? Ama emin olun son 500 yıldır biz Karadenizlilerin baş tacı, sofralarımızın kraliçesi konumunda. Misafirlerimize çeşit çeşit yemeklerini sunmuşuz. Ağır kokusuna bakmadan. Düşünsenize 300 yıl öncesini. Sofralarımızda Yeni Dünya dediğimiz Amerika kökenli sebzeler henüz yer almamış Kabak, biber, domates, patates, fasulye ve en önemlisi mısır yok. Geriye ne kaldı derseniz, biraz tahıl, biraz et, çokça da balık. Balıklar içinde de tabiî ki hamsi. Bu nedenle hamsinin çeşitli yemeklerini yapmış analarımız. Sadece yemeklerini mi yapmışız. Kış aylarında bolca yakalanan bu mübarek zamanla ucuzlardı. 
O zaman da kızılağaç yaprakları ile birlikte tarlalarımıza gübre olurdu. İlk etapta etraf biraz nahoş bir kokuya bürünse de zamanla tarla fosfor açısından müthiş zenginleşir, bereket saçardı.
Hamsi geçmişten günümüze kadar Karadeniz’e seyahat eden 
nice seyyahın hokkasındaki mürekkepten kitaplarda yazıya dönüşmüş. 
Trabzon'u ziyaret eden Aşık Mehmet 1598 yılında yazmış olduğu “Menazirü'lavalim” adlı eserinde hamsi hakkında geniş bilgi verdikten sonra hazmının zor olduğunu, eğer Mahi-Kuş (Bir çeşit üzüm şırası) içeceği ile yenirse kolay hazmedileceğini belirtmiş
1640 yılında Bölgeyi ziyaret eden Evliya Çelebi hamsiyi beğenilen balıklar içinde sayıp halkın bu balığa karşı beslediği hislerden " Lazların üzerine düştükleri,alışverişi için kavga ettikleri hamsi balığı" diye bahsetmiş.şu dörtlüğü de eklemeyi ihmal etmemiş
Trabzondur yerumuz
Ahça tutmaz elumuz
Hamsi paluk olmasa
Nice olurdi halumuz

Tabi her gelen seyyah aynı şekilde hamsimize methiyeler dizmemiş. Örneğin Evliya Çelebi'nin çağdaşlarından Kâtip Çelebi 1648 de yazmış olduğu “Cihannüma” adlı eserinde hamsiden hiç de hayırla yâd etmemiş. Artık bilmiyoruz. Hamsi mi bayattı, kendi başka sebepten mi hastalandı bilinmez. O da Trabzon’da hamsinin tadına bakmış ama rahatsızlanmış ve kitaba şöyle bir not düşmüş
"Kışın hamsi avlandıktan sonra sesi 5–10 km den duyulan adam kiralanarak halka duyurulur. Bunu duyan halkın ölüsü dirisi balığı almaya sahile gider" dedikten sonra şöyle eklemiş ."Bu değersiz küçük balık hazmı zor murdar bir balıktır"
Çelebiler, seyyahlar hamsiyi nasıl severlerdi bilmem ama biz çocukluğumuzda hamsinin en çok köz üstünde kiremitte veya "butka" dediğimiz Orman Gülü yaprağında ızgarasını severdik. Hele yanında taze dumanı üstünde tüten Grestadan (Pileki ) çıkmış mısır ekmeği de varsa...
Oysa hamsi yüzyıllardan beridir tüm dünyada yakalanıyor. Yemektense daha çok balık unu ve balık yağı olarak fabrikalarda işleniyor. Trabzon Değirmendere'den 1980li yıllarda geçerken burnumuzu tıkardık. Burada bir balık fabrikası vardı. Zamanla kaldırıldı. Biz daha çok kendi hamsimizi tanıyoruz, ama gezegenimizde Arjantin hamsisi, Avustralya hamsisi, Güney Afrika hamsisi, sularımızda da yaşayan Avrupa hamsisi, Japon hamsisi, Kaliforniya hamsisi, Peru hamsisi gibi türler var. 
Ülkemizde yakalanan toplam hamsi miktarı 180 bin ton civarında iken dünyada yakalanan hamsi miktarı bazen 10 milyon tonu da geçebiliyor.
Yani diyeceğim o ki Hamsi sofralarımızı şenlendirmiş ama maalesef hamsi sadece biz Karadenizlilere özgü bir balık değil...

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Rol modeller, rol icabı ölürse

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Rol modeller, rol icabı ölürse
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Hamsili muhabbet

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Hamsili muhabbet
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Don't Forget 93

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Don't Forget 93
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Çayın Türkiye'de ki Hikâyesi

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Çayın Türkiye'de ki Hikâyesi
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Nottingham Forest

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Nottingham Forest

Gümüşhane Hava Durumu

Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
EN YÜKSEK
25 °C
EN DÜŞÜK
14 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et