Ana Sayfaya Git

Don't Forget 93

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Don't Forget 93

Don’t Forget 93

Bugün 3 Şubat 2013.Sabahın erken saatleri Trabzon Havalimanında misafirlerimi bekliyorum. Saat 05.30 Bütün gurup toplandık. İstanbul üzerinden Balkan gezisi yapacağız. Sabah 06 da İstanbul’a 09.30 da ise Belgrat'a doğru havalandık.

İstanbul'dan katılan iki misafirimizle toplam 22 kişiyiz. Biraz sohbet, biraz uçuş korkusunun getirdiği tedirginlik ama çokça da merak içinde yaklaşık 2 saatlik bir yolculuktan sonra Belgrat'a indik. Rehberimiz bizi karşılamak için biraz beklemek zorunda kalmıştı. Çünkü arkadaşlarımızdan birinin valizi ortalarda yoktu. Tutanak tutulurken bantta dönüp duran bir valiz dikkatimizi çekti. Rengi kaybolan valizin rengi ile uyuşmakla beraber, eski bir valizdi. Pasaport polisi "Hey Turko" diye bizi çağırdı. Baktık renk aynı ama valiz eski. Belli ki adamın biri kendi valizi diye bizim arkadaşın valizini yüklenmiş. Valizi polis eşliğinde açtık. Rastlantıya bak. Valiz bir başka Türkün çıkmaz mı? Valizde de ismi yazıyor. Giriş tutanaklarına baktık o da bizim gibi bir başka acenteyle tura gelmiş. Kalacağı otel pasaport işlemleri sırasında kayıt altına alındığı için adresini alıp dışarı çıktık. Kapıda bizi bekleyen rehber neredeyse bizden ümidi kesmek üzereydi. Bizi bekleyen otobüsle geziye başladık.

Rehberimiz aslen Türk, Üsküplü, anlatımı çok hoş.
Yalnız yanında hiç konuşmayan biri daha var. Biz arkadaşı sanmıştık. Ertesi gün yanında görmeyince, bizi korumakla görevli Sivil polis galiba diyerek yorumlar yaptık.

Gezinin üçüncü günü bugün. Belgrat, Saraybosna derken Saray Bosna'dan ayrıldık Mostar'a doğru ilerliyoruz. Bazen nehir yolundan, bazen dağların arasındaki vadilerden kıvrılarak Mostar'a geldik. Yolda zamansız yediğimiz kuzu çevirme nedeniyle öğlen yemeği için zaman kaybımız olmayacak. Şehri gezmeye bol zamanımız var. Osmanlı camileri, Müslüman mezarları derken gezinin bu bölümünde Mostar Köprüsünün hemen girişinde bir dükkân var Rehber bizi oraya götürüyor. Hırvat topçusu tarafından 427 yıllık Mostar köprüsünün top atışları ile yıkılmasını yüreğimiz burkularak izliyoruz. Sonra Mostar Köprüsüne çıktık. Altında Neretva nehri olanca berraklığı ile akmakta. 2004 yılında yeniden yapılan Köprünün üstünde tarifsiz duygular içindeyiz. Bir daha Köprünün başına herhangi bir iş gelmemesi için Dünya kültür mirası kapsamına alınmış. Köprünün karşısı Hırvat ağırlıklı.

Birbirimizin fotoğraflarını çekerek bu anı ölümsüzleştirmeye çalışıyoruz. Köprünün karşı ucuna geçtik. Artık serbest zamandayız. Ama kimse köprünün yanından ayrılmak istemiyor. Sanki sözleşmiş gibiyiz. Şehrin kuzeybatısında duvar gibi yükselen ve bir zamanlar Hırvat topçusunun şehri topa tuttuğu tepelere bakıyoruz engelleyecekmiş gibi. Sonra herkes bir tarafa dağıldı. Bayanlar alışverişe giderken biz dört kafadar Köprünün Hırvat tarafında, hemen Köprü ayağının yanında yükselen küçük kuleden gelen tanıdık sese kulak kabarttık. Bu çayı karıştıran kaşığın bardağa vururken çıkardığı ses. Merdivenleri ikişer tırmanıp taş kafeye girerken kenarda duran bir taş dikkatimizi çekti. Dikdörtgene benzeyen taşın üstünde siyah boya ile yazılmış "Don't Forget 93" yazısı vardı. İçeri girdik iskemleler bizim çay ocağı iskemlesine benziyor. Sanki Anadolu'dan gelmiş gibi. Oturduk. İngilizce bilen arkadaşımız gelen garson kıza çay siparişimizi verdi
Kızda bir boy var. Resmen 1.90. Aramızda "Uzun Abi" diye takıldığımız arkadaşımıza 10 santim fark atar. Adı Vanesa."Tipik Slav" dedim kendi kendime. Sonra yanımdakilere dönüp
-Hırvat galiba bu kız dedim. 
Dönüp gitmekte olan kız durdu. Ani bir hareketle bize döndü.
-No Hırvat. Ben Müslim diye haykırdı.
Elini boynuna götürdü ve kazağın içinde saklı duran Allahın 99 isminin yazılı olduğu gümüş cevşeni çıkardı. Hepimiz donup kalmıştık. Bir kızın gözünden şimşekler çaktığına ben orada şahit oldum. Öyle pek sağa sola karışan bir tip değilim aslında. Sadece kızın tipine bakıp, hangi ırktan olabileceğine dair bir tahminde bulunmuştum. Mahcup bir durumda usulca
- Ama adın Vanesa 
diyebildim. Gözleri dolu dolu idi. Mahcubiyetimizi görünce hikayesini anlattı bize. Annelerinin öldüğünü, babaları ve 3 kız kardeşle yaşarken 1993 yılında iç savaş çıktığını. Bosna Hersek’in her yerinde Müslümanlar katledilmeye başlandığını, babalarının Adı Muhammed olduğu için Hırvatlarca hapse atıldığını. Üç kız kardeşe zarar gelmemesi için adlarını değiştirdiğini, Esnafın bu yüzden kendisini Vanesa diye tanıdığını anlattı. Bir saat sohbet ettik.
-Kapıdaki taş ve yazı nedir dedik.
- 1993 de Hırvatlar bizi ve köprüyü top ateşine tuttular. Çok şehit verdik. Köprüyü de yıktılar. O taş yıkılan köprünün taşlarından biridir. Allah bize bir daha öyle bir felaket yaşatmasın. Geçmişte yaşadıklarımızı unutmayalım diye koyduk oraya.
Sohbetin bir yerinde Uzun Abi cevşeni çok beğendiğini bulabilirse eşine de götürmek istediğini söyler. Vanesa ile çarşıyı alt üst ettik ama bulamadık. Kalmamıştı. Ayrılırken arkadaşımızın üzüldüğünü gören Vanesa elini boğazına götürdü, cevşeni çıkardı. Arkadaşımıza uzattı.
-Eşine götürürsün dedi
Vanesa bizi bir kez daha şoke etti. Onun gözleri doluydu, Bizimki aşağı kalır değildi. Ağlamamak için göz göze gelmemeye çalıştık.
Bir gün yolunuz Mostar'a düşerse Vanesa'yı ve O Taşı görmeye gidin.

DİĞER YAZILARI Tüm Yazıları
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Rol modeller, rol icabı ölürse

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Rol modeller, rol icabı ölürse
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Hamsili muhabbet

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Hamsili muhabbet
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Don't Forget 93

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Don't Forget 93
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Çayın Türkiye'de ki Hikâyesi

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Çayın Türkiye'de ki Hikâyesi
Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri - Nottingham Forest

Remzi Poyraz'la Pazar Hikayeleri

Nottingham Forest

Gümüşhane Hava Durumu

Gök Gürültülü Sağanak Yağışlı
EN YÜKSEK
25 °C
EN DÜŞÜK
14 °C

Foto Galeri

  • Zehirlenen Öğretmene 41 yıllık vefa
  • Teröre Pabuç Bırakmıyorlar
  • Onlar Allah'ın Bir Lütfu
  • Üniversiteliler Gümüşhane'nin Tadını Çıkarttı

Videolar

  • Burası Gümüşhane, Burası Artabel.
  • Hayal kurmayı bırakın, Gümüşhane'ye gelin

Facebook'ta Takip Et

Twitter'da Takip Et